Anasayfa › Web Tasarım
Web Tasarım
Web tasarım çalışmamız rengin ve yazı tipinin seçimiyle başlar; kayan görsellerin yerini tek güçlü ekran alır, kampanyalar kendi sayfasında anlatılır, çerez bildirimi içeriği örtmeyecek yere konur.
Web Tasarım İşinizin Ciddiyetini Renk ve Yazı Tipiyle Nasıl Anlatır?
Fatsa’daki bir nalburun kapısındaki tabela lacivert üstüne beyaz harflerle yazılmıştır. Kestiği faturanın başında aynı ad yeşil durur. Sitesine girdiğinizde sizi turuncu bir şerit ve el yazısını andıran harfler karşılar. Üçü de aynı işletmeye aittir, ama yan yana konduğunda üç ayrı firma gibi görünür. Web tasarım, bir sitenin görünüşünü ve kullanılışını kuran iştir; ciddiyetin ilk işareti bu yüzlerin birbirini tutmasıdır.
Çoğu işletme sitesi için iki üç renk yeter: bir ana renk, onu dengeleyen sakin bir zemin ve yalnızca düğmelerde kullanılan dikkat çekici bir üçüncü. Belirleyici olan sayı değil, kuraldır. Düğmenin rengi başka hiçbir süste kullanılmazsa ziyaretçi o rengi gördüğü her yerde dokunulacak bir şey bulunduğunu öğrenir. Her sayfada ayrı bir renk denendiğinde bu öğrenme baştan başlar.
Yazı tipinde, yani harflerin biçiminde de aynı tutumluluk geçerlidir. Başlıklara bir, uzun metinlere bir yazı tipi çoğu zaman yeter; kimi sitede tek yazı tipinin kalın ve ince hâlleri bütün işi görür. Seçilen harfler Türkçe karakterleri eksiksiz taşımalıdır: “ğ”, “ş” ya da “İ” başka bir yazı tipinden ödünç alınmış gibi duruyorsa sayfa özensiz görünür. Her ek yazı tipi ayrıca indirilen bir dosyadır.
Okunaklılığın sınavı güneşte verilir. Sahilde, öğle ışığı ekrana vururken telefonuna bakan biri için açık renkli zemindeki soluk gri yazı yok hükmündedir. Yazının zeminden ne kadar ayrıldığına kontrast denir ve bunun ölçülebilen bir eşiği vardır; sitelerin herkesçe okunabilmesi için yazılmış kılavuzlar bu eşiği sayıyla tarif eder. Renkleri seçerken göze değil bu ölçüye güvenir, sonra sayfayı dışarıda, orta halli bir telefonda açıp okuruz.
Aynı görünüş kâğıtta ve sokakta da sürmelidir. Tabeladaki renk, faturanın başlığı, kargo kolisinin etiketi, araç kapısındaki yazı ve site aynı iki üç renkle, aynı harflerle konuşmalıdır. Bunun için pahalı bir tasarım çalışması şart değildir; tek sayfalık bir not yeter: renklerin kodları, yazı tiplerinin adları, logonun açık ve koyu zemindeki hâlleri. Matbaa da tabelacı da o sayfaya bakar.
Moda ile okunaklılık ters düştüğünde öncelik okunaklılığındır. Bir yıl çok ince harfler, ertesi yıl soluk pastel zeminler, sonra kapkara sayfalar revaçta olur; işletmenizin sitesi ise yıllarca yayında kalır. Web tasarım işinde renk ve yazı tipi kararını beğeniye değil üç soruya bağlarız: güneşte okunuyor mu, tabelayla aynı mı, düğme düğmeye benziyor mu? Ekspertiz raporunda bu üç soru ayrı satırlardır.
Anasayfadaki Kayan Büyük Görseller Ziyaretçiye Gerçekten Bir Şey Söylüyor mu?
Sitenin tepesinde beş görsel sırayla geçiyor: önce dükkânın dış görünüşü, sonra bir kampanya, ardından üzerinde “Kalitenin adresi” yazan bir manzara. Her biri birkaç saniye duruyor ve yerini sonrakine bırakıyor. İşletme sahibi bu bölümü sever, çünkü her şeyi oraya sığdırmıştır. Ziyaretçi ise çoğu zaman ilk kareye bakar, aradığını görmez ve sayfayı aşağı kaydırır; dördüncü karedeki kampanyadan haberi bile olmaz.
Kayan görselin üstündeki yazı ayrı bir dert açar. Cümle tam okunurken kare değişir; geri dönmek için küçük oklara ya da noktalara parmağı denk getirmek gerekir. Yavaş okuyan, gözü iyi görmeyen ya da telefonu tek eliyle tutan biri için bu bir engeldir. Hareket eden şey gözü çeker, ama dikkati yazıdan uzaklaştırır; ziyaretçi neye baktığını anlayamadan görüntü gitmiştir.
Bedeli hızda ödenir. Beş büyük fotoğraf, ziyaretçi yalnızca birincisini görecek olsa bile birçok kurulumda sayfayla birlikte indirilir; kaydırma hareketini sağlayan ek yazılım da buna eklenir. Sayfanın görünen ilk bölümündeki en büyük parçanın ne kadar çabuk belirdiği, arama motorunun sayfaları değerlendirirken baktığı ölçülerden biridir. Tepedeki bölüm ağırlaştıkça bu süre uzar; mobil veriyle bağlanan ziyaretçi boş bir alana bakarak bekler.
Yerine konacak şey sadedir: işinizi anlatan tek bir kare, kime ne sunduğunuzu bildiren tek bir cümle ve tek bir düğme. Fotoğraf gerçek olmalıdır; dükkânınız, ürününüz, ustanız. Cümle şuna benzer: “Ordu merkezde ev ve işyeri için demir doğrama.” Düğme bir sonraki adımı gösterir. Kayan bölüme sığdırılan öteki dört mesaj kaybolmaz; sayfanın devamında, her biri kendi başlığıyla yerini alır.
Kaydırmanın doğru araç olduğu yerler de vardır. Bir yayla evinin odaları, bir düğün salonunun ayrı açılardan görünüşü, bir ürünün önü, arkası ve ambalajı yan yana gösterilmek ister. Burada ziyaretçi görselleri kendi parmağıyla, kendi hızında çevirir; hiçbir şey kendiliğinden kaymaz, üstünde okunması gereken bir yazı da yoktur. Küçük önizlemeler sırada hangi karenin olduğunu gösterir. Buna galeri denir ve yeri iç sayfalardır.
Kayan bölümü kaldırmak çoğu işletme sahibine bir şey kaybetmek gibi gelir. Karar için tahmine gerek yoktur: doğru kurulmuşsa sitenin ziyaret kayıtları, ikinci ve sonraki görsellere kaç kişinin dokunduğunu gösterir. Web tasarım iş emrinde, yani onayınıza sunulan aylık iş listesinde bu satır “kayan bölümün yerine tek kare, tek cümle, tek düğme” diye geçer; kareyi ve cümleyi birlikte seçeriz.
Tek Bir Ürün ya da Kampanya İçin Ayrı Bir Karşılama Sayfası Ne Zaman Açılır?
Hasat bitmiş, yeni mahsul fındık kavrulmuş, koliler hazırlanmıştır. Bu haberi sosyal medyada paylaşıyor, tanıdıklarınıza mesajla gönderiyor, belki küçük bir ilan veriyorsunuz. Duyuruya dokunan kişi nereye varacak? Anasayfaya varırsa yeni mahsulü menülerin arasında kendisi aramak zorunda kalır. Karşılama sayfası bu soruya verilen cevaptır: tek bir teklif için açılmış, yalnızca onu anlatan ve ziyaretçiyi tek bir adıma götüren sayfa.
Bu sayfanın kuralı tekliktir. Tek konu: yeni mahsul, açılış haftası, yayla şenliği günlerine özel konaklama. Tek düğme: sipariş verin, yer ayırtın ya da arayın. Menü ya sadeleştirilir ya da tümüyle kaldırılır, çünkü ziyaretçiyi başka yere götüren her bağlantı onu tekliften uzaklaştırır. Sayfada ürünün fotoğrafı, ne olduğu, nasıl teslim edildiği ve teklifin hangi güne kadar geçerli olduğu açıkça yazar.
Ne zaman açılır? Teklifin kendi başlangıcı ve bitişi varsa, ona özel bir duyuru ya da ilan yapılacaksa ve anlatılacak şey mevcut ürün sayfasına sığmıyorsa. Her ürüne ayrı karşılama sayfası gerekmez; düzenli sattığınız ürünün yeri kendi ürün sayfasıdır. Seyrek gelen mevsimlik bir iş, yeni bir şubenin açılışı ya da toplu sipariş dönemi ise böyle bir sayfayı hak eder.
Karşılama sayfasının bir yararı da sayımı kolaylaştırmasıdır. Duyuruya dokunan herkes aynı sayfaya indiği için kaç kişinin geldiği ve kaçının düğmeye bastığı yalın biçimde görülür; anasayfaya gönderilen ziyaretçide bu iz kaybolur. İlan veriyorsanız ilandaki söz ile sayfanın başlığı aynı şeyi söylemelidir. “Yeni mahsul fındık” yazan duyuruya dokunan kişi, karşısında genel bir tanıtım bulursa geldiği gibi çıkar.
Kampanya bittiğinde sayfa ortada bırakılmaz. İki doğru yol vardır. Teklif her yıl yineleniyorsa adres korunur, sayfaya bu yılın siparişlerinin kapandığı ve gelecek mahsul için haber bırakılabileceği yazılır; ertesi yıl aynı adres güncellenir. Bir kereye özgüyse sayfa, ilgili ürün ya da hizmet sayfasına kalıcı olarak yönlendirilir; yani o adresi açan kişinin önüne doğrudan ilgili sayfa gelir. Yanlış olan, tarihi geçmiş teklifin yayında kalmasıdır.
Aramayla ilişkisi de düşünülür. Yalnızca ilan için açılmış kısa ömürlü bir sayfanın aramalarda görünmesi gerekmeyebilir; her yıl yinelenen bir teklifin sayfası ise zamanla o aramanın bilinen adresi olabilir. Sayfa sitenin geri kalanıyla aynı renkleri ve yazı tipini taşır, yalnızca daha yalındır. Web tasarım tarafında karşılama sayfası için bir kalıp hazırlarız; sonraki teklifte yalnızca fotoğraf ve yazı değişir.
Çerez Bildirimi ve Aydınlatma Metni Tasarımın Neresinde Durmalıdır?
Bir siteye telefondan giriyorsunuz; daha başlığı okuyamadan ekranın alt yarısını bir kutu kaplıyor: çerezlerle ilgili uzun bir yazı ve iki düğme. Kutunun arkasında arama düğmesi kalmış, kapatma işareti parmağın denk getiremeyeceği kadar küçük. Bildirim çoğu sitede bulunur; ama bu hâliyle ziyaretçiye söylediği tek şey, sitenin onu düşünmeden yapıldığıdır. Bildirimin nerede ve nasıl duracağı bir tasarım kararıdır, sonradan yapıştırılacak bir etiket değil.
Çerez, sitenin ziyaretçinin tarayıcısına, yani internette gezindiği programa bıraktığı küçük bir kayıttır; sepeti hatırlamaya ya da ziyaretleri saymaya yarar. Bildirim, hangi kayıtların ne için tutulduğunu söyler ve ziyaretçiye seçim hakkı tanır. Telefonda ekranın altında ince bir şerit çoğu zaman yeter; içeriği, menüyü ve arama düğmesini örtmemelidir. Kabul ile ret aynı büyüklükte ve aynı açıklıkta yazılır; biri parlak, öteki soluk bırakılmaz.
Yazının dili sade olmalıdır. “Deneyiminizi iyileştirmek amacıyla çerezler kullanılmaktadır” cümlesi bir kalıptır; okuyan ne istendiğini anlamaz. “Sitenin çalışması için gereken kayıtları tutuyoruz; ziyaretleri saymak için de izninizi istiyoruz” ise ne istendiğini söyler. Bildirim iki üç satırı geçmez; ayrıntı isteyen için tam metne giden bir bağlantı bulunur. Ziyaretçi seçimini yaptıktan sonra kutu kaybolur ve her sayfada yeniden karşısına çıkmaz.
Formların da kendi satırı vardır. Ad ve telefon istenen her formun yanında, bu bilgilerin ne için kullanılacağını söyleyen kısa bir açıklama ve aydınlatma metnine giden bir bağlantı durur. Aydınlatma metni, kişisel bilgileri kimin, hangi amaçla ve ne kadar süreyle tuttuğunu anlatan yazıdır. Tanıtım iletisi göndermek gibi ayrı bir amaç için ayrı bir onay kutusu konur ve bu kutu işaretlenmiş olarak gelmez.
Metinlerin kendisi sitenin en altında, her sayfadan ulaşılan sabit bağlantılarda durur: aydınlatma metni, çerez açıklaması, varsa satış ve iade koşulları. Okunabilir bir yazı boyutuyla ve başlıklara bölünmüş olarak yayımlanır; taranmış bir belgenin görüntüsü olarak değil. Ziyaretçi çerez seçimini sonradan değiştirmek isterse bunun yolu da aynı yerde bulunur. Bu satırlara az dokunulur, ama güven arayan ziyaretçi önce oraya bakar.
Burada yazılanlar bilgi vermek içindir, hukuki görüş değildir. Hangi metnin gerektiği ve içinde ne yazacağı işinize göre değişir; metinleri avukatınız gözden geçirmelidir. Web tasarım bu metinlere okunacakları yeri ve biçimi verir. Site adresinizi bırakın, ücretsiz site ekspertizini hazırlayalım: ikinci el araçta olduğu gibi parça parça ilerler ve renklerden bildirim kutusuna her parçanın yanına üç nottan birini düşer: çalışıyor, onarım istiyor, değişmeli.
Logomun rengi ekranda çiğ duruyor; sitede logodan farklı bir ton kullanabilir miyim?
Kullanılabilir, yeter ki akrabalık bozulmasın. Logo olduğu gibi kalır; sitenin geniş yüzeylerinde aynı rengin daha koyu ya da daha sakin bir tonu, yazılarda ise okunaklı koyu bir renk seçilir. Çiğ duran renk yalnızca küçük alanlarda, örneğin düğmede kullanılır. Seçilen tonlar tek sayfalık nota yazılır; tabelacı ve matbaa da aynısını kullanır.
Kayan görselleri kaldırırsam kampanyalarımı anasayfada nerede duyururum?
Geçerli olan tek kampanya, tepedeki karenin ve cümlenin kendisi olabilir; bittiğinde yerini olağan tanıtım alır. Aynı anda birkaç duyurunuz varsa başlığın hemen altına yan yana iki üç küçük kutu konur ve her biri kendi sayfasına götürür. Böylece duyurular sıra beklemez; ziyaretçi hepsini aynı anda görür ve ilgisini çekene dokunur.
Karşılama sayfasını menüye eklemezsem ziyaretçi onu nasıl bulur?
Bu sayfaya çoğunlukla menüden değil, duyurudan gelinir: paylaştığınız bağlantıdan, gönderdiğiniz mesajdan, verdiğiniz ilandan, ambalajın üstüne basılan, kamerayla okunan karekoddan. Aramalarda da görünmesi isteniyorsa sitenin içinden en az bir bağlantıyla gösterilmesi iyi olur; yalnız bırakılan sayfayı arama motoru bulamayabilir.
Çerez bildiriminde “reddet”e basan ziyaretçiyi sayamazsam sitemi kaç kişinin gezdiğini nasıl bileceğim?
Sayım izne bağlandıysa reddeden ziyaretçi sayılmaz; o zaman gördüğünüz rakam gerçek ziyaretin bir bölümüdür. Yön göstermesi için bu yeter: hangi sayfanın daha çok açıldığı, hangi düğmeye daha çok dokunulduğu yine anlaşılır. Arama motorunun site sahiplerine sunduğu panel ise aramadan gelen dokunuşları kendi kaydından verir ve bu bildirimden etkilenmez.