Anasayfa  ›  Site İçi SEO

Site İçi Seo

Site içi SEO, anasayfayı yol gösteren bir levhaya çevirmek, menüye ziyaretçinin aradığı sözcükleri yazmak, düğmelerin ne olacağını söylemesini ve müşteri sözlerinin doğru yerde durmasını sağlamaktır.

Telefon ekranı: Site İçi SEO

Site İçi SEO Anasayfaya Her Şeyi Anlattırmak Yerine Neden Yol Gösterttirir?

Bir düğün salonunun kapısında davetlileri karşılayan kişi, salonun ne zaman yapıldığını ya da kaç düğün gördüğünü anlatmaz. Kız tarafından mı, oğlan tarafından mı geldiğinizi sorar, masanızı gösterir, yemeğin ne zaman çıkacağını söyler. Anasayfa da sitenin kapısındaki bu kişidir. Site içi SEO, yani sitenin kendi sayfalarının içinde yapılan düzenleme, anasayfadan her şeyi anlatmasını değil, geleni karşılayıp doğru masaya götürmesini bekler.

Karşılamanın dört parçası vardır. İlki, kim olduğunuzu ve ne yaptığınızı söyleyen tek cümledir: “Ünye’de fındık ve fındık ürünleri satıyor, her ile kargoyla gönderiyoruz.” İkincisi sitenin içine açılan üç dört kapıdır; yani dokununca en çok aranan işlerinize götüren bağlantılar. Üçüncüsü sözünüzü destekleyen somut bir şeydir: bir belge, bitmiş bir işin fotoğrafı, bir müşterinin cümlesi. Dördüncüsü size nasıl ulaşılacağıdır; telefon ve adres aranmadan görülmelidir.

Uzun anlatı neden anasayfada durmaz? Çünkü anasayfa tek bir işin değil, işletmenizin bütününün sayfasıdır. “Ünye kombi bakımı” yazan kişi ile “Ünye klima montajı” yazan kişi aynı ustayı arıyor olabilir, ama aynı cevabı aramıyordur. Her iş kendi iç sayfasında, o işi soranın merak ettikleriyle anlatılır. Arama motoru da tek bir konuyu işleyen sayfayı o konunun aramasıyla daha kolay eşleştirir.

Her şeyi anlatan bir anasayfada ziyaretçi ekranı parmağıyla iter durur: tarihçe, bütün işlerin uzun açıklamaları, belgeler, haberler. Aradığı şey oradadır, ama kaçıncı ekranda olduğunu bilemez; telefonda bu daha da yorucudur. Üstelik aynı paragraflar iç sayfalarda da geçiyorsa, arama motoru o konunun asıl sayfasının hangisi olduğuna karar vermekte zorlanabilir. Sonuçta ne anasayfa ne iç sayfa işini tam yapar.

Anasayfanın yol gösterip göstermediğini sınamanın yalın bir yolu vardır. Sayfadaki her bölümün yanına tek bir soru yazın: bu bölüm ziyaretçiyi nereye gönderiyor? Cevabı “hiçbir yere” olan bölüm ya bir iç sayfanın malıdır ya da fazladır. Cevabı belli olan bölümde ise bağlantı, götürdüğü işin adını taşımalıdır: “Kombi bakımı”, “Fındık ezmesi”, “Yayla evi kiralama”. Üzerinde ne yazdığı belli olmayan kapıya az kişi yönelir.

Site içi SEO çalışmasında anasayfayı bu gözle yeniden kurarız: uzun anlatılar ait oldukları iç sayfalara taşınır, anasayfada her birinden iki üç cümlelik bir özet ve o sayfaya giden bağlantı kalır. Ücretsiz site ekspertizi, ikinci el araç alınırken yaptırılan ekspertize benzer; siteyi parça parça dolaşır. Anasayfa o raporda ayrı bir parçadır ve karşısına hangi kapıların eksik olduğu yazılır.

Menüdeki Sözcükler Ziyaretçinin Aradığı Sözcüklerle Aynı mı?

Bir sitenin menüsünde “Çözümlerimiz”, “Kurumsal” ve “Faaliyet Alanları” yazıyor. Ziyaretçi ise telefonuna “fındık kırma makinesi tamiri” yazıp gelmiştir ve bu üç sözcükten hangisinin arkasında tamirin durduğunu kestiremez. Menü, yani bütün sayfaların tepesinde duran bağlantı sırası, belki de sitenin en çok okunan yazısıdır. Üzerindeki birkaç sözcük, ziyaretçiye aradığı şeyin burada bulunup bulunmadığını söyleyen ilk işarettir.

İşletmeler menüyü çoğu zaman kendi iç düzenine göre adlandırır: bölümler, birimler, kurumsal kalıplar. Ziyaretçi ise işin adını arar. “Hizmetlerimiz” yerine “Kombi ve Klima Servisi”, “Ürünler” yerine “Fındık Ürünleri”, “Çözümlerimiz” yerine “Makine Bakımı” yazmak süs değil, kolaylıktır. Hangi sözcüğün seçileceğini tahmine bırakmayız; insanların arama kutusuna ne yazdığına ve telefonda sizden işi hangi adla istediklerine bakarız.

Arama motoru da menüyü okur. Menüdeki her sözcük bir bağlantıdır ve bağlantının üzerindeki yazı, gidilen sayfanın konusuna dair bir ipucu sayılır. Sitenin bütün sayfalarından “Çözümlerimiz” diye gösterilen bir sayfa ile “Kombi Bakımı” diye gösterilen bir sayfa aynı açıklıkta tanıtılmış olmaz. Menüdeki ad ile sayfanın kendi başlığı da birbirini tutmalıdır; biri bir şey, öteki başka bir şey söylememelidir.

Kaç başlık olacağının kesin bir sayısı yoktur; ölçü, ziyaretçinin hepsini bir bakışta okuyabilmesidir. Çoğu işletme sitesinde beş altı başlık yeter. Sıra da bir şey söyler: en çok aranan işler başa, “Hakkımızda” gibi sayfalar sona, iletişim en uca ya da ayrı bir düğmeye konur. Alt menü gerekiyorsa tek kat tutulur; açılan menünün içinden bir menü daha açılması parmağı da gözü de yorar.

Telefonda menü çoğu zaman üç çizgili küçük bir simgenin arkasına saklanır; ziyaretçi o simgeye dokunmadıkça sözcüklerin hiçbirini görmez. Bu nedenle en çok kullanılan bir iki kapı menünün dışına, ekranın görünen yerine de konur: arama düğmesi ve en çok istenen iş. Menü açıldığında satırlar parmakla rahat dokunulacak kadar aralıklı olmalı, kapatma işareti de açma işaretinin durduğu yerde bulunmalıdır.

Aynı ölçü sayfa adlarına da uygulanır. “Hizmet Bir” ya da “Yeni Sayfa” gibi adlar içeride ne olduğunu kimseye söylemez. Sayfanın adı, başlığı ve adres satırındaki karşılığı içindekini anlatmalıdır: “Çambaşı’nda Kiralık Yayla Evi” gibi. Site içi SEO iş emrinde, yani o ay yapılacakların sizin onayladığınız listesinde, menü ve sayfa adları tek çizelgede durur: bugünkü ad, önerilen ad ve gerekçesi.

Bir Düğmenin Üzerindeki İki Kelime Ziyaretçinin Kararını Nasıl Etkiler?

Formun altında “Gönder” yazan bir düğme durur. Ziyaretçi adını ve numarasını yazmıştır, parmağı düğmenin üstündedir ve aklından şu geçer: basınca ne olacak? Biri beni arayacak mı, e-posta mı gelecek, yoksa bir listeye mi yazılıyorum? Düğme bu soruya cevap vermiyorsa ziyaretçilerin bir bölümü tam orada vazgeçer. Üzerindeki iki kelime, bir sonraki adımı haber veren tek yerdir.

İyi bir düğme yazısı, basınca ne olacağını söyler. “Gönder” yerine “Fiyat isteyin”, “Tıklayın” yerine “Bugün arayın”, “Devam” yerine “Randevu günü seçin”. Fark küçük görünür; oysa ilki yalnızca bir hareketi söyler, ikincisi o hareketin sonunda ne olacağını. Düğmenin hemen altına eklenen kısa bir satır da belirsizliği azaltır: bilginin yalnızca teklif için kullanılacağını ya da kimin, ne zaman döneceğini yazar.

Bir ekranda tek bir ana düğme bulunmalıdır. Yan yana dizilmiş “Ara”, “Yaz”, “Teklif al”, “Katalog indir” ve “Bizi takip et” düğmeleri ziyaretçiye seçenek sunmaz, karar yükler. Hangisi asıl istediğinizse o belirgin renkle ve büyükçe yazılır; ötekiler sade birer bağlantı olarak kalır. Sayfanın konusu değiştikçe ana düğme de değişebilir: ürün sayfasında sipariş, hizmet sayfasında arama, yayla evi sayfasında yer ayırtma.

Düğme söz verir, sayfa o sözü tutmalıdır. “Ücretsiz deneyin” yazan düğme ödeme ekranına açılıyorsa, “Fiyat alın” yazan düğmenin ardından uzun bir üyelik formu geliyorsa ziyaretçi kandırıldığını düşünür ve geri döner. “Son üç ürün” ya da “yalnızca bugün” gibi doğru olmayan sıkıştırmalar da aynı sonucu verir. Dürüst yazılmış düğmeye belki daha az kişi dokunur; dokunan ise neyle karşılaşacağını bilerek gelir.

Yazının biçimi de önemlidir. Ne yapılacağını söyleyen kısa bir fiil işi görür: arayın, yazın, sipariş verin. Düğmeye sığmayan uzun cümleler telefonda iki satıra bölünür, okunmaz. İşin adını eklemek çoğu zaman yardımcı olur: “Teklif isteyin” yerine “Mutfak için teklif isteyin”. Aynı işi yapan düğme sitenin her yerinde aynı sözcükleri taşımalıdır; bir sayfada “Randevu alın”, ötekinde “Başvurun” yazıyorsa ziyaretçi ikisini ayrı şeyler sanır.

Hangi sözcüğün daha iyi çalıştığı masa başında tartışılarak bulunmaz. Site içi SEO işinde düğme yazılarını değiştirmeden önce kaç kişinin dokunduğunu not ederiz; değişiklikten sonra aynı süre boyunca yeniden bakarız. Ziyaretçisi az olan sitelerde bu karşılaştırma haftalar ister ve kesin bir hüküm vermez, yalnızca yön gösterir. Yine de “Gönder” yazan bir düğmeye işin adını yazmak için rakam beklemek gerekmez.

Müşteri Sözleri Sayfanın Neresinde Durursa Okunur ve İnandırır?

Birçok sitede “Müşteri Yorumları” adında ayrı bir sayfa vardır ve o sayfayı açan pek olmaz. Yorumlar oraya toplanmış, ad yerine baş harfler yazılmış, hepsi aynı teşekkür cümlesiyle bitmiştir. Oysa bir müşterinin sözü, ziyaretçinin tereddüt ettiği yerde karşısına çıktığında işe yarar. Ordu merkezde evine usta çağıracak kişi, “söz verdiğimiz saatte geliriz” satırının yanında, ustanın o saatte geldiğini yazan bir müşterinin cümlesini görmelidir.

Kural şudur: söz, desteklediği iddianın yanında durur. “Zamanında teslim ederiz” cümlesinin altına, işini söz verilen günde teslim alan müşterinin sözü; iade koşullarının yanına, ürününü sorunsuz değiştirebilen alıcının sözü; iletişim formunun yanına, aradığında karşısında bir muhatap bulduğunu yazanın sözü konur. Bir sayfada iki üç söz yeter. Onuncu övgüyü kimse okumaz; yerinde duran tek cümle ise iddiayı sizin yerinize destekler.

İnandıran şey ayrıntıdır. “Çok memnun kaldık, teşekkürler” herkes için yazılabilecek bir cümledir. “Aybastı’daki evimizin kombisi kar yağmadan takıldı, eski petekleri de kendileri söküp götürdü” ise yalnızca o işi yaptıran birinin söyleyebileceği sözdür. Müşteri izin veriyorsa adı, mesleği ya da ilçesi yazılır; izin vermiyorsa yalnızca işin türü ve yeri belirtilir. Fotoğrafı ancak sahibi açıkça onayladığında kullanılır.

Uydurma söz yazılmaz. Bu hem dürüstlük hem akıl işidir: sahte yorum çoğu zaman yazıldığı dilden anlaşılır ve fark edildiği anda sayfadaki gerçek cümlelerin de değeri düşer. Müşterinin sözünü reklam diline çevirmek de bundan farklı değildir. İmla düzeltilebilir, uzun bir mesajdan ilgili iki cümle seçilebilir; ama söylemediği bir övgü eklenmez, söylediği çekince atılıp yalnızca güzel kısım bırakılmaz.

İzin, işin en çok atlanan adımıdır. Mesajla gelen bir teşekkürü sitede yayımlamadan önce sahibine sorulur: bu cümleyi adınızla kullanabilir miyiz, yoksa yalnızca ilçenizi mi yazalım? Verdiği cevap saklanır. Müşteri sonradan fikrini değiştirirse söz kaldırılır. Harita kaydınızdaki yorumlar zaten herkese açıktır; yine de birini sitenize taşırken nereden alındığını belirtmek ve sahibine haber vermek yerinde olur.

Sözler sayfaya yazı olarak eklenir; ekran görüntüsü olarak konan bir mesajı arama motoru her zaman çözemez, telefonda da harfler küçük kalır. Site içi SEO iş emrine her sözün hangi sayfada, hangi cümlenin yanında duracağını birlikte yazarız. Sitenizin adresini bize gönderin, ücretsiz ekspertizi hazırlayalım; raporda anasayfa, menü, düğmeler ve müşteri sözleri ayrı parçalardır, her birinin karşısına çalışıyor mu, onarım mı istiyor, yazarız.

Sıkça Sorulan Sorular
Anasayfamdaki uzun yazıyı kısaltırsam arama motoru sayfayı boş bulmaz mı?

Kısa ile boş aynı şey değildir. Ne yaptığınızı söyleyen cümle, işlerinizin birer özeti, bir kanıt ve iletişim bilgisi anasayfa için yeterli bir yazıdır. Taşınan anlatı da kaybolmaz; kendi sayfasında, o konuyu arayan kişinin karşısına çıkabilir. Bir sayfanın değerini uzunluğu değil, gelen kişiye aradığını verip vermediği belirler.

Çıkarmak zorunda değilsiniz, gruplamak çoğu zaman yeter. Ziyaretçilerin en sık açtığı ve işinize en çok yarayan sayfalar üst sırada kalır; ötekiler bir başlığın altında ya da sayfanın en altındaki bağlantılar arasında toplanır. Hangi sayfanın ne kadar açıldığı sitenizin ziyaret kayıtlarında yazar; karar tahmine değil o kayda dayanır.

Düğme tutabileceğiniz bir söz vermelidir. Telefonu açabildiğiniz saatleri düğmenin altına yazın; mesai dışında gelen ziyaretçi için ikinci bir yol bırakın: numarasını yazabileceği kısa bir form ve ne zaman döneceğinizi söyleyen bir satır. Arayıp ulaşamayan kişi çoğu zaman ikinci kez denemez; saatini bilen ise ertesi sabahı bekleyebilir.

Sözlü teşekkürü siz yazıya dökebilirsiniz, ama yayımlamadan önce sahibine gösterip onayını almanız gerekir: “Şöyle demiştiniz, sitemizde adınızla yer verebilir miyiz?” Müşteri isterse bir iki kelimesini düzeltir. İşi teslim ettikten birkaç gün sonra kısa bir mesajla nasıl bulduğunu sormak da bir yoldur; gelen cevap zaten yazılıdır.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.